‘AR’adığın ‘GE’lecek Teknoparklarda

0
472

Oğuz GoncaNe iddialı bir başlık ama değil mi? Aslında değil, belki de tam olması gerekendir. Yazının ana teması da kendini göstermiş oldu böylelikle. Haydi o zaman altını doldurmaya çalışalım bu düşüncenin.

İnsanlık bugünkü imkanlarına, kendisinden önce yapılanları araştırarak, öğrenerek, yanlışlarını veya eksiklerini görerek, sonrasında edindiği bilgi ve tecrübelerle de mevcut olanı iyileştirmeyi ya da yapılmamış olanı yapmayı amaçlayanlar sayesinde sahip olabilmiştir. Ar-Ge dediğimiz kavramın tanımının bu gerçekle olan yakınlığı, öneminin büyüklüğünü gösteren başlıca ölçüt olabilir. İnanmayanlar varsa tanıma bakalım;

Frascati Kılavuzu’na göre Ar-Ge; insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalardır.

Ar-Ge faaliyetleri, hızla gelişen teknoloji ve sertleşen rekabet şartları göz önüne alındığında katma değer yaratan ürün ve çalışmalar ortaya koyabilmede kritik rol oynamaktadır. Ancak bu faaliyetler çok da kolay yürütülebilecek cinsten değildir. Bunun nedenlerine aşağıdaki açılardan bir göz atalım;

  • İyi eğitilmiş berrak dimağlara sahip olmak,
  • Maliyet ve kazanç noktası belirsizliği,
  • Ortam ve uygun şartların sağlanabilmesi,
  • Fikirlerin ve teorik çalışmaların üretim aşamasına geçebilmesinin önündeki engeller.

Eğitim şart!

Eğitim her konuda olduğu gibi tabii ki bu konuda da baş aktörümüz olmaya devam ediyor. Geri kalmış ülkelerin birçoğunda ortak nokta kötü eğitim sistemleri ve cahil bırakılmış halk desek yanılmış olmayız herhalde. “Eğitim ve öğretim anne karnında başlar” trendi her geçen gün farklı uygulamalarla yayılmaya devam ederken aksini düşünmek gerçeği inkar etmekten başka bir şey değil. Geleceğe yön veren gelişmiş ülkelerden biri olma arzumuz dolayısıyla ilk eğilmemiz gereken, yaz-boz tahtasına dönmüş eğitim sistemimizin, geleceğin bilim insanlarını yetiştirecek, uzun soluklu, düzgün kurgulanmış bir sisteme dönüşmesi için atılması gereken daha çok fazla adım var önümüzde. Bu konuda atılmış umut vaat eden adımlar elbette ki var ama unutmayalım ki biz birilerine yetişeceğiz hatta geçeceğiz diye çabalarken yetişmeye çalıştıklarımız da yerinde durmuyor onlar da ilerlemeye devam ediyor. Yani sanırım bu konularda daha radikal değişimlere, hatta adımlara değil sıçramalara ihtiyacımız var.

Belirsizlik Doğasında Var

Ar-Ge projeleri “olmayanı oldurmak”, “yapılmayanı yapmak” mottosu üzerine kurulu fikirleri hayata geçirme çalışmaları olduğundan ötürüdür ki içerisinde birçok belirsizlik barındırırlar. Yani planlar ancak ve ancak öngörüler üzerine inşa edilebilir. Tam da bu noktada yatırıma harcanan her meblağ hem yeterli hem de yetersiz olabilmektedir (bkz. Kuantum teorisi). Çünkü projelerde, henüz ortada “olmayan şey”in ne zaman keşfedilebileceği yine başka bir bilinmez olarak karşımıza çıkar.

Ar-Ge çalışmalarında uzun araştırma süreçleri, bir dizi deneme yanılma, bir sürü sonuç iyileştirme modifikasyonu bulunur. Haliyle sonuca ulaşana kadar yılmadan çalışacak personel ve tüm sürece kaynak olabilecek bir yatırım olmazsa olmaz kavramlardır. Kazanç noktasının belirlenmesi konusu da, arz-talep dengesi ve karlılık oranlarına sıkı sıkıya bağlı olduğundan kendi zorluklarıyla önümüzde dikiliverir.

Olmayana ol demişler, “ortam müsait değil” demiş.

Çalışma ortamı ve imkanların, yapılacak olan çalışmaya uygun ve yeterli olması bir Ar-Ge projesinin hayata geçirilebilmesi için çok kritik öneme sahip bir etkendir. Maddi imkanların öneminden bir önceki alt başlığın içeriğinde değinmiştik. Ancak sadece bu da yeterli değil tabii ki, uygun fiziksel şartların sağlanabilmesi, gerekli teçhizat ve donanıma sahip olunması, çalışma ortamının Ar-Ge yoğun bir dokuya sahip olması çalışmanın mutlu sona ulaşabilmesi olasılığını arttıran faktörlerdir. Zira ortamda vakit geçiren kişilerin birbirinin dilinden anlaması, diğerlerinden farklı bile olsa (ki en güzelidir) bir bakış açısına sahip olabilecek bilgi ve bilinç sahibi olması, beyin fırtınalarının ve ön açan önerilerin, hatta çözüm ortaklıklarının yolunu açabilir.

Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün. (Peyami Safa)

Engel konusu da aslında birçok paradoksu kendi içerisinde barındırır. Fakat bu yazıdaki konumuz bu değil. Ar-Ge açısından bakarsak zaten engel olabilecek bazı konulara değindik. Akla gelen birkaçını daha hızlıca sıralayalım;

  • Proje ekibinin halinden anlamayan yöneticiler,
  • Yöneticilerin beklentilerinden ve başarılı bir proje ortaya koymanın gerekliliklerinden bihaber ekip üyeleri,
  • Projelerde makroyu kaçırıp mikro odaklı gelişen çalışma anlayışı ve bir türlü bir araya getirilemeyen parçalar,
  • En kısa sürede kazanç bekleyen taraf (yatırımcı) ile en ideali başarmaya çalışırken geçen sürenin farkında olamayan tarafın sürekli çatışması (geliştirici).

Bu maddeleri daha da uzatmak mümkün.

Neyse ki bu engelleri ortadan kaldırmak için oluşturulmuş yapılar ve bu gibi çalışmaları desteklemek için çıkartılmış programlar ve imkanlar da var ve her geçen gün önemi herkes tarafından daha iyi anlaşılmakta. Bunların başında da teknoparklar ve içerisinde barındırdığı destek olanakları gelmekte. Dünyada çok daha fazla projeye ev sahipliği yapan başarılı teknoparklar bulunuyor(Silikon Vadisi vb.). Türkiyede de her geçen gün teknopark sayıları, destek programlarının çeşitliliği, yatırımların miktarları ve sunulan olanaklar katlanarak artmakta. Sağlanan vergi indirimleri, çok düşük denebilcek kira  ve şirket giderleri, akademik destek imkanları, kendi bünyesinde bulundurduğu ve ortak kullanıma müsait araç gereçler, gelişmiş altyapı desteği ve eğitimli personel temini konusunda üniversitelerin oluşturduğu potansiyel, teknoparkları Ar-Ge projelerinin hayata geçirilebilmesi için hem itici güç hem de cazibe noktası haline getiriyor. Bir fikirden doğmuş startuplardan tutunda yeni projeler hayata geçirmek isteyen büyük şirketlere kadar her ölçekte firma bu imkanlardan yararlanmakta. Bu yazı sizde de bir kıvılcım yakabildiyse sunulan imkanları ve yararlanma koşullarını bir araştırın derim.

Merak etmeyi ihmal etmeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı girin