Bir Anayasal Hak Olarak Yıllık Ücretli İzin

0
1973

Yıllık izin Anayasanın 50. maddesi ile birlikte tüm çalışanlara tanınan ve anayasal bir hak olarak tanınması sebebiyle en üst düzeyden güvence altına alınmış ve kişinin kendisi tarafından dahi bundan vazgeçilmesi mümkün olmayan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki 4857 sayılı İş Kanununun 53/2 maddesi uyarınca yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilmesi mümkün değildir ve yine 58. Madde gereği de işçi izin süresi içerisinde başka bir işte çalışamaz ve eğer başka bir işte çalıştığı tespit edilirse işverence, yıllık izin için ödenen ücret işveren tarafından geri alınabilir. Yine yıllık iznin kullanılmayıp, bu sürede çalışarak bu iznin ücrete dönüştürülmesi de mümkün değildir. Aslında burada saydığımız özellikleri dahi, yıllık izni, çalışanların İş Kanunu kapsamında sayılan diğer haklarından farklı bir yere koymaktadır. Yıllık iznin bu şekilde güvence altına alınmış olması, insanı bir makine gibi düşünen zihniyetten uzaklaştırarak, hayatın olağan akışında bir bireyin sahip olması gereken asgari serbest zamanı olarak değerlendirilmektedir. Öyle ki özellikle Avrupa ülkelerinin hukuk sistemlerinde hem sürelerin uzun olması hem de yıllık iznin 1 yıllık çalışma dönemi içerisinde gerek ücret gerekse işveren tarafından sağlanan diğer imkanlar bir yana o çalışandan verim alınabilmesi ile ilgili en önemli hak olarak görülmesi bu hakkın global iş ve hukuk dünyasındaki yerini de göstermektedir. Bu konuda, Avrupa Birliği 2003/88 sayılı yönergede asgari bir çalışma zamanı aranmaksızın işçiye çalıştığı süre ile orantılı olarak yılda asgari 4 hafta ücretli yıllık izin verilmesi öngörülmektedir. Bu durum aşağıda belirteceğimiz izin süreleri ve şartları ile karşılaştırıldığında, ülkemizde de bir düzenleme yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Yıllık İzne Hak Kazanılması ve Yıllık İzin Süreleri

4857 dahil olmak üzere bir iş yerinde en az 1 yıl çalışmış olan kişi yıllık izne hak kazanmaktadır. 1 yıllık süre hesaplanırken çalışanların, aynı işverenin bir veya çeşitli iş yerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren iş yerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin iş yerlerinde bu Kanun kapsamına giren iş yerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin iş yerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.

Yıllık izin sürelerinin hesabında ise çalışanın kıdem süresi esas alınmaktadır ve bu kapsamda;

1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) çalışanlar 14 gün, 5 yıldan fazla 15 yıldan az çalışanlar 20 gün, 15 yıl (dahil) ve üstü çalışanlar ise 26 gün yıllık izin hakkına sahiptirler. Kanunda belirtilen bu süreler asgari olup işveren tarafından daha yüksek sürelerde yıllık izin verilmesi söz konusu olabilir. Yine toplu iş sözleşmeleri ile daha uzun izin süreleri kararlaştırılabilir.

Ayrıca 4857 sayılı Kanun gereği iki farklı istisna öngörülmüştür;

1)         Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanırken,

2)         18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.

857 sayılı Kanun gereğince diğer bir önemli husus yıllık iznini iş yerinin bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olan ve bu hususu belgeleyen çalışana, işveren yıllık izin süresine ek olarak 4 güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır.

4857 sayılı Kanun gereğince izin süreleri hesaplanırken izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmadığı gibi işveren tarafından yıl içerisinde verilen diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilmez.

Yıllık İzin Ücreti

4857 sayılı Kanun gereğince işveren yıllık izin ücretini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Bu konudaki yükümlülüğü aykırı davranılması durumunda 4857 sayılı Kanun’ un 103.maddesi gereği 2017 yılı itibariyle işveren, aykırı durum oluşturan her bir işçi için 295 TL (Türk Lirası) tutarında idari para cezası ödeyecektir.

Bunun yanında, 4857 sayılı Kanun gereği yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenecektir.  Böylece Kanun’ da yer alan düzenleme ile işçinin ücret ile ilgili hak kaybının önüne geçilmiştir.

Yıllık İzin Zamanı – Yıllık İzin Kurulu ve Bu Kurul Yerine Geçen Kişiler

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği ile ilgili maddeleri gereğince, işçi sayısı yüzden fazla olan işyerlerinde işveren veya işveren vekilini temsilen bir, işçileri temsilen iki kişi olmak üzere toplam üç kişiden oluşan izin kurulu kurulur. İşçi sayısı yüzden az olan işyerlerinde; izin kurulunun görevleri, işveren veya işveren vekili veya bunların görevlendireceği bir kişi ile işçilerin kendi aralarında seçecekleri bir temsilci tarafından yerine getirilir.

Yıllık iznin ne zaman kullanılacağı ile ilgili kanunda açıkça bir hüküm bulunmamakla birlikte Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’ nde bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre, işveren veya işveren vekilleri, 100’ den fazla çalışanın olduğu işyerlerinde izin kurulu veya 100’ den az çalışanın olduğu yerlerde bizzat kendileri veya kendilerinin görevlendireceği bir kişi ile işçilerin kendi aralarında seçecekleri bir temsilciye danışmak suretiyle işyerinde yürütülen işlerin nitelik ve özelliklerine göre, yıllık ücretli izinlerin, her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebilirler ve bunu işyerinde ilan ederler.

Böyle bir belirleme yok ise bu zamanın, işçi ve işverenin birlikte anlaşarak makul bir zamanın belirlenmesi şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. Ne çalışanın yıllık izin hakkını alışılagelmiş tatil zamanlarında kullanmasını engelleyecek ne de işveren açısından işin aksamasına veya durmasına sebebiyet verecek bir zaman olmaması gerekmektedir. Ayrıca çalışanın sözleşmesinde de yıllık iznin kullanılacağı tarihler belirtilebilir. Bu hususta diğer bir imkan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği gereği toplu izin şeklinde bir düzenleme yapılabilmesi ihtimalidir. Söz konusu düzenlemeye göre, işveren veya işveren vekili Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içinde, işçilerin tümünü veya bir kısmını kapsayan toplu izin uygulayabilir. Bu şekilde yapılan uygulamalarda toplu izin uygulanması halinde işveren veya işveren vekili, iş yerinin korunması, iş yerindeki araç, gereç, donatım veya makinelerin bakımı, hazırlanması, temizlenmesi veya güvenliğinin sağlanması gibi zorunlu durumlar için yeter sayıda işçiyi toplu izin dışında tutabilir. Bu durumda olanların yıllık izinleri toplu izin döneminden önce veya sonra diledikleri tarihte verilir.

4857 sayılı Kanun gereği yıllık izne hak kazanmış bulunan işçi, Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği ilgili maddesine göre yıllık ücretli izin talebini en az 1 ay önceden işverene yazılı olarak bildirir. İşçi yıllık izin isteminde, adını soyadını, varsa sicil numarasını, iznini hangi tarihler arasında kullanmak istediğini ve ücretsiz yol izni isteyip istemediğini yazar. İzin kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini göstermek üzere söz konusu kurulca düzenlenecek çizelgeler işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır. Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; iş yerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir. Yol izni alanlar bu süreyi kullanmadan işe dönerlerse, işveren bunları anılan sürenin bitiminden önce işe başlatmayabilir.

Yıllık İznin Kullanılması – Yıllık İzin Kaydı

Yıllık iznin kullanılması noktasında ise 4857 sayılı Kanun gereği yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünememekle birlikte, işçinin talebi olması halinde 4857 sayılı İş Kanunu’ nda ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle bir bölümü 10 günden az olmamak üzere bölümler halinde kullanılması mümkündür. Yani çalışan eğer isterse yıllık izin süresini tek seferde tamamı olacak şekilde kullanabilecek, dilerse bir bölümünü 10 günden aşağı olmamak üzere, kalan kısmını dilediği şekilde bölerek kullanabilecektir. Son yıllarda eğilim çalışanların izinlerini yıl boyunca yaymak istemeleri sebebiyle, yıllık iznin tek bir seferde kullanılması yerine bölümler halinde kullanılmasıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta 10 günlük alt sınırdır. Buna aykırı davranılması durumunda, 4857 sayılı Kanun’ un 103.maddesi gereği 2017 yılı itibariyle işveren, aykırı durum oluşturan her bir işçi için 295 TL (Türk Lirası) tutarında idari para cezası ödeyecektir.

Yine yıllık iznin kullandırılmaması noktasında da aynı oranda bir idari para cezası öngörülmektedir. Ancak yıllık iznin kullandırılmaması noktası sadece idari para cezası ile sınırlı olmayıp, bunun yanında işçi açısından 4857 sayılı Kanun’ un 24/2 maddesi gereğince çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle haklı nedenle sözleşmenin feshedilmesine sebebiyet verecek bir nedendir. Bunun sonucu olarak işçi hem kıdem tazminatına hem de kullandırılmayan yıllık izin ücretine hak kazanacaktır.

Bunun yanı sıra işçinin her bir münhasır yıl için hak kazandığı ancak her ne sebeple olursa olsun kullanmadığı yıllık izin, sonraki yıla devredecektir ve işçi bu izinlerini takip eden yıllarda kullanabilecektir.

Ayrıca Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği gereği işveren; çalıştırdığı işçilerin izin durumlarını gösteren, yıllık izin kayıt belgesini tutmak zorundadır.  İşveren, her işçinin yıllık izin durumunu aynı esaslara göre düzenleyeceği izin defteri veya kartoteks sistemiyle de takip edebilmektedir.

Sözleşmenin Sona Ermesi

4857 sayılı Kanun gereğince iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda, işçinin hak kazandığı ancak kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenecektir. Zaman aşımı, sözleşme sona erme tarihinden itibaren başlayacaktır.