Zorunluluklar ve Zorluklar

0
502

21. yüzyılın ilk çeyreğini nihayate erdirmeye bir desteden az sene kalmış bu günlerde teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlemeye ve gelişmeler önü alınamaz bir şekilde birbirini eskitmeye devam ediyor. Ülkemiz bu gelişmelere yön verecek ya da ön sıralardan yer edinebilcek düzeye henüz erişememiş olsa da sektör ya da sektör çalışanları bu “geriden takip etmeye çalışan” durumumuza zaten ayak uydurabilmiş değiller.

2000’li yılların başından bu yana yaşanan gelişmeleri, icatları, keşifleri ve dönüşümleri göz önüne aldığımızda aslında kimseye çok da yüklenmemek gerek. Çünkü eski dönemlerde çağ kapatıp yeni çağ açabilcek gelişmeler artık bir gün içerisinde, peşi sıra önümüzdeki beyaz ekrana bir paylaşım ya da haber olarak düşmekte. Bu dönüşüme en çok gereksinim duyan ancak en zor adapte olabilen alanlardan biri de faaliyet gösterdiğimiz insan kaynakları alanı. Teknolojik insan kaynakları mottosu tam da bu sebeple büyük önem kazanıyor ama bir çok zorlukla da başa çıkmak zorunda kalıyor.

Tüm alt başlıklarıyla detaylı bir inceleme yapmak istesem de yazının çok uzamasından ve sıkıcı bir hal almasından çekindiğim için genel perspektiften bakarak birkaç alt kırılıma değinmenin en doğrusu olacağına karar verdim.

Öncelikle kağıt ve evrak işleri açısından çok zengin, prosedürel ve bürokratik basamaklara sahip, haklar ve kanunlar söz konusu olduğunda çok dikkatli ve özenli olunması gereken, şirket devamlılığı ve bütünlüğünün sağlanabilmesi için bir personelin işini çok iyi yapabiliyor olmasının yanında başka bir çok noktaya hassasiyetle yaklaşmayı gerektiren, şirketin ve personelin geleceğine birinci elden temas eden, eğitim, ücretlendirme, kariyer planlaması, işin geliştirilmesi ve yeni gelişmelere personelin adaptasyonu gibi bir çok konuyu hatta daha fazlasını içine kapsayan geniş bir alandır insan kaynakları.

Ancak üzülerek söylemeliyim ki günümüzde bir çok şirket ve insan kaynakları departmanı tüm bu sorumluluklarından bile habersiz sadece kağıtların, evrakların, dosyaların, prosedürlerin ve angaryaların arasında boğulmuş durumda. Umarım dokunmaya çalıştığım nokta anlaşılmıştır. Peki ne yapılabilir?

Aslına bakarsanız angaryalardan kurtulmak ve daha efektif çalışan bir insan kaynakları dinamiği yaratabilmek için bilişim tarafında çok şey yapılıyor, çok daha fazlası da yapılmaya çalışılıyor ancak zorluklar tam da burada gün yüzüne çıkıyor. İşleri olması gerektiği şekilde icra etmeye çalışmak ve buna adapte olmak yerine, olması gerekeni kendi iç işleyişlerimize uydurmaya çalışarak daha da içinden çıkılmaz ve “nev-i şahsına münhasır” durumlar yaratmaya bayılıyoruz. Haliyle dünya devlerinin ortaya koyduğu ürünler bile herkesin ihtiyaçlarını karşılamaya ve istediklerini sağlamaya yetmiyor.

Bu ortaya 2 durum çıkarıyor; ya firmalar kendi ihtiyaçlarına özel iç yazılımlar üretme yoluna gidiyorlar(ki çoğu zaman bir sürü para harcanan ama hiç sonuç alınamayan projeler yumağına dönüşüyor) ya da ihtiyaçlarını karşılayabilmek için 3-4 ürün veya hizmet satın alıp her ürünün ihtiyacını çözen kısmını kullanarak işleri yürütmeye çalışıyorlar. Fakat sonuç daha büyük problemler daha fazla harcama ve daha çok angaryadan başka birşey olmuyor. Neden mi? İlkinden başlayalım, yazılım kendi dinamikleri olan, farklı bir işleyişe sahip, değerlendirme yöntemlerinin diğer sektörlerle alakası bile olmayan, bambaşka bir yaklaşımla yönetilmesi gereken bir alan. Haliyle başka sektörlerde faaliyet gösteren ve o alandaki dinamiklere uygun yönetim ve işleyişe sahip şirketlerin içinde, doku uyuşmazlığı yaşanan organ gibi kalıyor yazılım departmanı ve ortaya çıkan ürünler de hüsrana sebep oluyor. Gelelim diğer yönteme personelin özlüğü bir yerde, performans değerlendirmesi başka bir yerde(ki varsa), muhasebesi başka bir yerde, hakedişi bordrosu başka bir yerde olunca (daha sayılabilir ancak bu 4’ü dışında konulara özen gösterilen şirket sayısı çok az olduğu için değinmiyorum) sadece bir personeli işten çıkarmak istediğinizde ya da maaş artışına karar vermek istediğinizde bile bir araya getirilmesi imkansıza yakın veriler ile boğuşmak zorunda kalıyor ve sonunda da keşke bunları eski usül kağıtta dosyada tutsaydım en azından bir arada olurlardı diyecek duruma geliyorsunuz. Ha unutmadan bir de “Yaşasın Excel”.

Günümüzün en aktif yazılım trendlerinden biri Software as a Service (SaaS) yani Hizmet Olarak Yazılım anlayışıdır. Bu yazılımlar bir çok kiracıyı(Kullanıcı grubu-şirket-müşteri) bir arada barındırarak hizmet sunmaktadır. Tam da bu yüzden sadece tek kiracıya özel çözümler sağlamak pek de mümkün değildir. Burada şirket yöneticilerinin, insan kaynakları yöneticilerinin dikkat edip değerlendirmesini istediğim bir konu var. Şirketinizde ne kadar “size özel” işleyiş varsa bu gibi çözümlerden yararlanabilmek zorlaştığı için, kendinize özel ürünler geliştirtmeye mahkum olursunuz ki bunun sıkıntılarına yukarıda değindik.

Son 17 yıla bakacak olursak yaşanan gelişmelerin sayısı kadar ivmesi de artıyor yani artık çok daha hızlı gelişmek ve değişmek zorunda kalacağız. Yaşanan gelişmeler,biz ülkemizde çok farketmemiş olsak da bazı sektörleri vurmaya çoktan başladı bile. Dijital dönüşüm, hayatlarımıza sağladığı kolaylıkları “acımasızca” sunuyor.

Rasyotek olarak geliştirmelerimize bu alanda en çok kanayan ve en çok zaman alan noktalara çözüm bulmaya çalışarak başladık. Gelecekte birgün bu noktalar birleşerek uçtan uca bir çizgi haline gelecek diye umut ediyoruz.

Teknolojik insan kaynakları sloganıyla faaliyet gösterdiğimiz insan kaynakları ve bilişim sektörlerindeki tecrübelerimiz ile faaliyet alanımızın röntgenini çekmenin ve durum tespiti yapmanın faydalı olacağı düşüncesindeyim. O sebeple bu yazımın konusunu farkındalık yaratabilmek ve bilinç oluşturabilmek adına sektörel özeleştiri tadında olması açısından buna ayırmak istedim.

Sonraki sayılarda tekrar bir araya gelmek dileğiyle;

Merak etmeyi ihmal etmeyin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı girin